Dolgu denildiğinde insanların zihninde genellikle iki farklı görüntü oluşur.
Bir tarafta yüz hatlarını destekleyen, çene hattını toparlayan, dudakları yüzle uyumlu şekilde belirginleştiren doğal sonuçlar vardır. Diğer tarafta ise aşırı şişirilmiş dudaklar, yapay görünen yanaklar ve kişinin ifadesini değiştiren uygulamalar…

İnsan neyi daha çok görüyorsa, dolguya bakışı da zamanla onunla şekillenir. Bu nedenle birçok kişi dolgu yaptırmayı düşünürken önce şu soruyu kendine sorar:
"Ben nasıl bir sonuç istiyorum?"
Bence ilk öncelik tam da burada başlıyor.
Elbette işlem yapacak doktorun daha önce yaptığı uygulamaları görmek önemlidir. Çünkü yapılan işler, bir hekimin estetik anlayışını ve yaklaşımını yansıtır. Kimi hekim daha belirgin sonuçları tercih eder, kimi ise yüzün doğal yapısını koruyarak çalışmayı hedefler.
Ancak çoğu zaman gözden kaçan başka bir konu daha vardır:
Kullanılan ürünün kalitesi ve güvenilirliği.
Dolgu uygulamaları birer tıbbi işlemdir. Bu nedenle her tıbbi işlem gibi yan etki, komplikasyon ve alerjik reaksiyon riski taşırlar. Bu riskleri azaltan şey yalnızca doğru teknik değildir; aynı zamanda kaliteli ve güvenilir ürün kullanılmasıdır.
Ürünün kalitesi düştükçe ürün kaynaklı komplikasyonların görülme ihtimali de artabilir.
Günlük hayatta satın aldığımız bir tişörtün kumaşına, boyasına veya içeriğine dikkat ediyoruz. Cildimizin içine enjekte edilen bir ürün söz konusu olduğunda ise aynı hassasiyeti göstermemek çok doğru bir yaklaşım olmayabilir.
Ne yazık ki bazen ilk soru fiyat oluyor.
Oysa öncelikle sorgulanması gereken şey kullanılan ürünün ne olduğu, güvenilirliği ve geçmişidir.
Tabii ki yüksek fiyat her zaman en iyi uygulama anlamına gelmez. Bir işlemin fiyatı; doktorun deneyimi, bulunduğu şehir, kliniğin koşulları ve birçok farklı faktörden etkilenebilir.
Ancak olması gerekenden çok düşük fiyatlar da mutlaka sorgulanmalıdır. Çünkü bunun nedeni çoğu zaman kullanılan ürünün kalitesiyle ilişkilidir.
Daha önce de birçok kez söylediğim gibi, medikal estetik uygulamalar kapı kapı gezilerek yaptırılacak işlemler değildir.
Bunlar uzun vadeli bir yolculuğun parçalarıdır.
Bu nedenle kişi, kendisini anlayan, estetik bakış açısına güvendiği ve uzun yıllar birlikte yol alabileceği doktorunu seçmelidir.
Böyle bir güven ilişkisi oluştuğunda kullanılan ürün konusunda da doğal olarak güven oluşur.
Ancak ilk kez gittiğiniz bir yerde işlem yaptırıyorsanız, kullanılan ürünün ne olduğunu görmek istemeniz en doğal hakkınızdır. Düzenli çalışan kliniklerde ürün hasta yanında açılır, kutusu gösterilir ve işlem buna göre gerçekleştirilir.
Sonuç olarak dolgu uygulamalarında iki unsur birbirinden ayrı düşünülemez:
Doktorun tecrübesi ve kullanılan ürünün kalitesi.
Teknik ne kadar iyi olursa olsun, kaliteli olmayan bir ürünle yapılan uygulama istenen sonucu vermeyebilir.
Aynı şekilde en kaliteli ürün bile yanlış teknikle uygulandığında başarılı sonuçlar oluşturmaz.
İyi sonuç; doğru hasta değerlendirmesi, doğru teknik ve güvenilir ürünün bir araya gelmesiyle ortaya çıkar.






